Triáda & Art, bu fark edişin filizlenip yaratıcılığın ve aidiyetin alanına dönüşmesidir.
Benim yolculuğum göçle başladı, sorularla derinleşti, dönüşümle yol aldı… Ve hâlâ devam ediyor.
Ama bir noktada fark ettim ki, bu yol sadece bana ait değil. İki kültürün, iki dilin, iki evin arasında kalmış herkesin kalbinde benzer bir sessizlik, benzer bir arayış var. Bazen kendimizi çoğalmış hissediyoruz, bazen eksilmiş… Ama her zaman yeniden kendimizi kurmaya çalışıyoruz.
Triáda & Art, tam da bu ortak deneyimden doğdu. Biliyorum ki, bir yere ait olamamanın yarattığı boşluk, aslında yeni bir başlangıç için en büyük potansiyel. Ve bu potansiyeli tek başına taşımak yerine, birlikte paylaşabileceğimiz, sanatla, psikolojiyle, farkındalıkla ve hikâyelerle dönüştürebileceğimiz bir alan yaratmak istİyorum.
Burada bilgi aktarmaktan çok, hatırlamayı önemsiyoruz. Kendi iç sesini duymak, kendi hikâyeni anlatabilmek, başkalarının hikâyesinde kendini bulabilmek için var Triáda & Art. Bu platform, yurt dışında yaşayan, “Ben nereye aitim?” sorusunu kalbinde taşıyan herkes için bir buluşma noktası.
Bazen anlatmaya gerek kalmadan anlaşılmak, en derin bağdır. Ve ben inanıyorum ki, bir araya geldiğimizde yalnızca kendimizi değil, birbirimizi de dönüştürürüz.
Burası; göç hikâyelerinin ötesinde, farklı seslerin buluşarak ortak bir yolculuğa dönüştüğü yerdir.
Herkesin kendi iç sesini paylaşırken başkalarının sesinde yankı bulabileceği bir alandır.
Aidiyet, bir yere bağlanmaktan çok, kendine doğru yürürken yanında olanlarla güçlenir.
Yasemin Demir
Triáda & Art Kurucusu